Geçenlerde bir resim sergisini ziyaret ettim. Bir
resim kursunun, çoğunluğu emeklilerden oluşan katılımcılarının çalışmaları
sergileniyordu. Sanat yaşamına kırkından ellisinden sonra merhaba diyen bu
amatör ressamlar, bir yıllık kurs deneyimine göre oldukça başarılı eserler
ortaya çıkarmış. Yukarıdakilere yakın seviyede resimler yapmışlar, abartmıyorum.
20 Mayıs 2014 Salı
28 Nisan 2014 Pazartesi
HAYAT “23 NİSAN” OLSA-3: MÜSAMERELERİN TÜRKAN ŞORAY’I
Cumhurbaşkanı koltuğuna oturmak ya da yabancı konuk
almak her çocuğa verilmeyen bir fırsat… Ancak bunlar da, 23 Nisan’da
ayrıcalıklı çocuk olmanın tek yolu değil. Bir kısım çocuk da, sahip olduğu avantajları
fırsata çevirip, öteki çocuklar arasında ‘ayrıcalıklı’ konumuna gelebiliyor.
HAYAT “23 NİSAN” OLSA-2: TEMSİL-İ İRADE-İ MİLLÎYE
23 Nisan’larda görev alma şansına sahip olduğum
için güzel anılara sahibim. Ancak benim en unutulmaz 23 Nisan anım okul
bahçesindeki kutlamalara dair değil…
Uygulama halen geçerli mi, bilmiyorum. Biz çocukken
23 Nisan döneminde Türkiye’ye yabancı öğrenciler gelir ve Türk aileler
tarafından misafir edilirdi. Ev sahibi aileler, millî iradeyi en iyi şekilde temsil edecek
kişiler arasından seçilirdi. Anlayacağınız; paçası düzgün aileler arasından…
HAYAT “23 NİSAN” OLSA-1: CUNYURBAŞKANI
Şu 23 Nisan dedikleri, milletçe manasını hiçbir
zaman tam olarak kavrayamadığımız bir olgu… ‘Ulusal Egemenlik’ tarafını demiyorum, o konuda
zaten yememiz gereken hâlihazırda 39 fırın ekmek var. Burada kast ettiğim, ‘Çocuk
Bayramı’ kısmı…
Çocuk Bayramı deyince, istisnasız bütün çocukların
bayram ettiği bir gün akla geliyor. Ancak pratikte, dünya çocuklarının yalnızca
bir kısmının güzel 23 Nisan anıları oluyor. Bunların içinden şanslı bir azınlık
ise, sayılı çocuğun yaşayabileceği anılara sahip…
26 Nisan 2014 Cumartesi
ŞU “VİNTAGE” DEDİKLERİ…
25 Nisan 2014 Cuma
YEREL İZLEYİCİ-2: SANSÜRE DAİR KOMİK AN(I)LAR
Ben mensubu olduğum kitleyi tanıyorum ve aile
ortamında film seyretmiyorum. Çünkü başıma geleceği önceden biliyorum. Bunda,
edindiğim tecrübelerin rolü büyük…
24 Nisan 2014 Perşembe
YEREL İZLEYİCİ-1: TV’DE SANSÜRÜN SINIRI
Hakkındaki düşüncemiz ne olursa olsun; desteklesek de, gereksiz veyahut yetersiz de bulsak televizyon yayınında sansür hayatımızın bir parçası… Son yıllarda ise kontrollü yayıncılıkla ilgili yeni bir kavramla tanıştık: Akıllı işaretler…
12 Nisan 2014 Cumartesi
YEŞİLÇAM DERSHANESİ -1: KIBLE VS. HORTUM VS. DOKUZ IŞIK VS. VS.
- Kıbleeee!
- Hortuuum!
Sinemanın kuşkusuz
toplumu aydınlatıcı bir misyonu var. Bu misyonu, sınıfta ders verir gibi yerine
getiren filmlere ‘didaktik’, öykünün akışı içinde, seyircinin gözüne sokmadan
yapanlara ‘başarılı’ diyoruz. Ben de seyrettiğim filmlerden çok şey öğrendim.
Hatta, çocukluk yıllarından beri sıkı bir Türk filmi seyircisi olarak itiraf
etmeliyim ki; hayata dair birçok şeyi Yeşilçam’dan öğrendim. Ve tabi ölüme de
dair…
8 Nisan 2014 Salı
YEŞİLÇAM’DA DEJA VU: DEVAM FİLMİNDE DEVAMSIZLIK -4 TANIŞIYOR MUYUZ HOCAM?
Aynı oyuncunun aynı
filmde ya da devam filminde başka karakterleri canlandırdığı filmlerin sayısı
da oldukça fazla… Hak vermemek elde değil; öyle ya, Bilal İnci gibi bir
süperkötü, bir kerecik öldü diye yeni filmde olmasın mı yani? Ya da kocaman
cüssesi, pos bıyıklarıyla güven veren Reha Yurdakul, bir kere Musa Baba olarak
kendini vatana feda etti diye bir daha durmasın mıydı Battal’ın arkasında? Peki
ya her filmin sonunda beşer beşer ölüp, yeni filmde onar onar dirilen emektar
yardımcı oyuncular?
6 Nisan 2014 Pazar
YEŞİLÇAM’DA DEJA VU: DEVAM FİLMİNDE DEVAMSIZLIK -3 BABASININ OĞLU
5 Nisan 2014 Cumartesi
YEŞİLÇAM’DA DEJA VU: DEVAM FİLMİNDE DEVAMSIZLIK -2 "YENİ FİLİM YENİ SEVGİLİM"
4 Nisan 2014 Cuma
YEŞİLÇAM’DA DEJA VU: DEVAM FİLMİNDE DEVAMSIZLIK -1 "ADINI MI DEGİŞTİRDİN?"
Seri filmlerde
devamlılık ne derece olmalı? Baba ile oğlu aynı kişi oynasa nasıl olur? Bir
filmde körkütük âşık karakter, sonraki filmde başka limanlara yelken açabilir
mi? Ya da aynı oyuncuyu, serinin farklı filmlerinde farklı rollerde görmemiz
abes mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




.png)






