23 Nisan’larda görev alma şansına sahip olduğum
için güzel anılara sahibim. Ancak benim en unutulmaz 23 Nisan anım okul
bahçesindeki kutlamalara dair değil…
Uygulama halen geçerli mi, bilmiyorum. Biz çocukken
23 Nisan döneminde Türkiye’ye yabancı öğrenciler gelir ve Türk aileler
tarafından misafir edilirdi. Ev sahibi aileler, millî iradeyi en iyi şekilde temsil edecek
kişiler arasından seçilirdi. Anlayacağınız; paçası düzgün aileler arasından…
B izim iki Erol dayımız vardır. Aslında ikisi de
annemizin erkek kardeşi olmamakla beraber dayımızdırlar. Herneyse… Büyük Erol
dayı asker emeklisidir. 90’larda muvazzaftı. Yetkililer -artık her kimse onlar-
Erol dayı ve ailesinin millî iradeyi yabancı bebelere karşı iyi temsil edeceğini
düşünerek, bir sene onlara da yabancı öğrenci emanet etmişler. Ancak
yetkililerin hesap etmedikleri bir şey vardı: Biz…
Hakkımızı yemeyeyim 90’larda bizim de durumumuz
kötü değildi. Yalnızca o gün, ‘yanlış yer ve yanlış zaman’dı galiba…
Memleketten tulum peyniri, yufka ve baharın gelmesi ile boy veren yabani
otlardan gelmişti. Teyzemlerle beraber, salonun ortasına sofra bezi sermiş,
yufkaya tulum peyniri ve ot dürünüp yiyorduk. O zamanlar Orta Anadolu’da çoğu
kimse, maydanozdan öte yeşillik bilmezdi. Doğala dönüş, organik yaşam
söylemleri ise, kimsenin aklının ucundan geçmiyordu. Bu yüzden durumumuz bir
miktar egzotikti… Bir tepemizde kıl çadırımız eksik; o derece…
Tam o sırada kapı çalındı. Kapıyı açtık, karşımızda
Erol dayı ve ailesi ve de pek sevgili yabancı dostları vardı! Önce hepimiz bir
tedirgin olduk:
– Türkleri nasıl bilirsin
evladım?
– Türkleğ vağ ot yemek, yeğde otuğmak…
Ancak hiç de düşündüğümüz gibi olmadı. O dönemde
gelir seviyesi azıcık yüksek bir Türk çocuğunun burun kıvıracağı yerde, yabancı
çocuklar ortamı olumlu karşıladı. Onları öyle görünce biz de rahatladık. Onları
da yer soframıza buyur ettik. Hatta annemin dürdüğü ekmekleri bile şikâyetsiz
yediler. Bu arada ilk “Hadi çocuğum, Turisle İngilizce konuş.” deneyimimi de o
gün yaşadım.
Fikrinin
fikri: Fransız tarihçi
şöyle demiş: “Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar, diğeri Türkler…”
Bizim yabancı bebeler, bir de kutup ziyareti yaparsa, iki bilinmeyenli denklemi
çözdüler demektir...
Devam
Edecek…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder