28 Nisan 2014 Pazartesi

HAYAT “23 NİSAN” OLSA-2: TEMSİL-İ İRADE-İ MİLLÎYE


 
23 Nisan’larda görev alma şansına sahip olduğum için güzel anılara sahibim. Ancak benim en unutulmaz 23 Nisan anım okul bahçesindeki kutlamalara dair değil…

Uygulama halen geçerli mi, bilmiyorum. Biz çocukken 23 Nisan döneminde Türkiye’ye yabancı öğrenciler gelir ve Türk aileler tarafından misafir edilirdi. Ev sahibi aileler, millî iradeyi en iyi şekilde temsil edecek kişiler arasından seçilirdi. Anlayacağınız; paçası düzgün aileler arasından…

Bizim iki Erol dayımız vardır. Aslında ikisi de annemizin erkek kardeşi olmamakla beraber dayımızdırlar. Herneyse… Büyük Erol dayı asker emeklisidir. 90’larda muvazzaftı. Yetkililer -artık her kimse onlar- Erol dayı ve ailesinin millî iradeyi yabancı bebelere karşı iyi temsil edeceğini düşünerek, bir sene onlara da yabancı öğrenci emanet etmişler. Ancak yetkililerin hesap etmedikleri bir şey vardı: Biz… 

Hakkımızı yemeyeyim 90’larda bizim de durumumuz kötü değildi. Yalnızca o gün, ‘yanlış yer ve yanlış zaman’dı galiba… Memleketten tulum peyniri, yufka ve baharın gelmesi ile boy veren yabani otlardan gelmişti. Teyzemlerle beraber, salonun ortasına sofra bezi sermiş, yufkaya tulum peyniri ve ot dürünüp yiyorduk. O zamanlar Orta Anadolu’da çoğu kimse, maydanozdan öte yeşillik bilmezdi. Doğala dönüş, organik yaşam söylemleri ise, kimsenin aklının ucundan geçmiyordu. Bu yüzden durumumuz bir miktar egzotikti… Bir tepemizde kıl çadırımız eksik; o derece…

Tam o sırada kapı çalındı. Kapıyı açtık, karşımızda Erol dayı ve ailesi ve de pek sevgili yabancı dostları vardı! Önce hepimiz bir tedirgin olduk:

– Türkleri nasıl bilirsin evladım?

– Türkleğ vağ ot yemek, yeğde otuğmak…

Ancak hiç de düşündüğümüz gibi olmadı. O dönemde gelir seviyesi azıcık yüksek bir Türk çocuğunun burun kıvıracağı yerde, yabancı çocuklar ortamı olumlu karşıladı. Onları öyle görünce biz de rahatladık. Onları da yer soframıza buyur ettik. Hatta annemin dürdüğü ekmekleri bile şikâyetsiz yediler. Bu arada ilk “Hadi çocuğum, Turisle İngilizce konuş.” deneyimimi de o gün yaşadım.

Fikrinin fikri: Fransız tarihçi şöyle demiş: “Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar, diğeri Türkler…” Bizim yabancı bebeler, bir de kutup ziyareti yaparsa, iki bilinmeyenli denklemi çözdüler demektir...

 

Devam Edecek…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder